mehmet fahri sertkaya, akademi dergisi, zihin kontrolü, sanal gerçeklik, cin çarpması, psikiyatrinin karanlık yüzü, sihir, büyü, cinnet, intihar, cinayet, bipolar bozukluk, babasını öldüren oyuncu,


Cinler insanların ruh sağlığını nasıl bozabiliyor (1/3) 


 




Cinler insanların ruh sağlığını nasıl bozabiliyor (2/3) 


 




Cinler insanların ruh sağlığını nasıl bozabiliyor (3/3) 

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, psikiyatrinin karanlık yüzü, cinler, reenkarnasyon, inşirah suresi, cin çarpması, letaif, ruh, dini tedavi, hafıza sorunları,

İŞTE BU YÜZDEN 


Oturduğu yerde bir insana, daha önce yaşadığı acıları, panik hallerini, korku hallerini, mahcubiyet hallerini, tekrar oraya gitmiş ve yeniden yaşanıyormuş gibi ve uzun uzun, sanki banttan yayın izler gibi izletebilirler.

Saatler, günler, aylar boyunca bile bu tesir devam eder de, o kişi, bunun cinler tarafından yapılan bir zihin kontrolü olduğunu anlayamayabilir. 

Kendi iradesine kalsa, saniyede yenip aşacaktır o hali, o gereksiz hatıraları, üzüntüleri, hisleri ve 'Kaç sene geçti üzerine. Şimdi şartlar ne güzel' diyecektir ama diyemez. Bir iki kere dese, iradesini kullanabilse, bu tesiri engellese, sonra ne olduğunu bile anlamadan, neden böyle olduğunu bile anlayamadan, işini yapmaya çalıştığı anda, kendini aynı banttan yayının içinde bulur. 

Çünkü insanın bedeninin organları olduğu gibi ruhunun da organları var ve cinler, ruhun organlarından Ahfa ile de oynayabiliyor ve her şey orada kayıtlı... Yaşanmış her şey... Görüntüler, sesler, hisler, korkular, kokular, panikler, endişeler, heyecanlar, aşk, sevgi, nefret halleri dahil, görülen, duyulan ve his edilen her şey...

Daha önce de yazmıştım, reenkarnasyona (öldükten sonra başka bir bedenle yeniden dünyaya gelmeye) inandırıyorlar insanları... Çünkü bir bakıyorsunuz, bu insanlar hakikaten olağan dışı şeyler yaşıyorlar. Ahfa ile oynarken bu cinler, gerçek olmayan hatıralar ekiyorlar, Anılar ekiyorlar.

Kişi hatıraları arasında kendini, bir olduğu gibi, bir de başkası olarak görüyor. Başka ve gerçekçi insanlar, mekanlar, hep aynı insanların ve mekanların mantıklı bir kurgu içinde yaşadığı hayattan kareler, anıları olduğuna kandığı görüntüler, sesler görüyor, hisler algılıyor. Bu anlarda korkuyu, acıyı, neşeyi v.s. his ediyor. Her şey sahte ve kurgu ama çok gerçekçi geliyor ve biraz dirense de, ilmi de olmadığı için sonra inanıyor. 'Demek ki, ben daha önce de başka bir bedenle, başka mekanlarda, başka insanların arasında hayattaydım. Hatıralarım açıldıkça, daha geriyi hatırlayabildikçe bunu anlayabiliyorum. Bu gördüklerim de benim eski ailemdi, eski çevremdi.' diyor.

Cinler, bu dereceye kadar tesir edebiliyorlar ve bu kişi dinden/İslam'dan çıkmış oluyor. Çünkü ayet-i kerimenin açık/tartışmasız/teşbihsiz hükmü ile biliyoruz ki öldükten sonra dünyaya geri gelmek yok. Böyle inanınca ayetin hükmünü, Allah'ın sözünü, hz. peygamberin hadislerini inkar etmiş oluyor. 

Ve maalesef, şeytanların (kafir cinlerin) oyunlarına aldanıp bu halde olan, ya da benzeri hallerde olan, sonsuz saadetini kaybeden, sadece bu devirde bile, yüz milyonlarca insan var!

İşte bu yüzden alimin uykusu bile ibadet...

Gerçek alimler var olmadıktan sonra, insanları böyle dünyevi ve uhrevi felaketlerden ne siyasetçiler, ne bilim adamları, ne hukuk adamları kurtarabilirler...



Kahve, kadınlarda depresyon riskini azaltıyor.

ABD’deki Harvard Üniversitesi’nden bilim adamları, kahve içmenin kadınlardaki depresyon riskini önemli ölçüde azalttığını keşfetti.

Genellikle uyandırma etkisi ile bilinen kahvenin, beyindeki kimyasal süreçleri etkilemesi nedeniyle depresyon üzerinde de etkili olduğu belirtildi. ABD'deki 50 bin kadının katılımıyla gerçekleştirilen araştırmada, bilim adamları, kadınların son 10 yıldaki sağlık durumuyla ilgili verileri inceledi.

İncelemede, bilim adamları, çoğu kahve tüketmeyen 2 bin 600 kadının depresyon geçirdiğini tespit etti. Araştırma sonucunda günde iki veya üç kez kahve içilmesinin depresyon riskini yüzde 15 oranında azalttığı sonucuna varıldı.


antidepresan tuzağı, psikiyatri bilim mi, psikiyatrinin karanlık yüzü, intihar, depresyon, dünya sağlık örgütü, akademi dergisi, sağlık, ruh ve sinir hastalıkları,

Dünyada 322 milyon kişi depresyonda

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), depresyonda olan kişi sayısının dünya genelinde 322 milyon, Türkiye'de ise 3 milyonun üzerinde olduğunu açıkladı.

Dünya Sağlık Örgütü'nün bu yıl 7 Nisan Dünya Sağlık Günü ana teması olan 'depresyon' konusunda yayımladığı rapora göre, rakam son 10 yılda yüzde 18 arttı. Depresyondaki insan sayısı, dünya nüfusunun yüzde 4.4'üne tekabül ediyor.

TÜRKİYE'DE NÜFUSUN YÜZDE 4.4'Ü DEPRESYONDA

Raporda, Türkiye nüfusunun yüzde 4.4'ü, yani 3 milyon 260 bin 677 kişinin depresyonda olduğu belirtildi. Refah düzeyi yüksek ülkelerde depresyondaki kişilerin sadece yüzde 50'sinin tedavi gördüğü, düşük refah düzeyine sahip ülkelerde ise bu oranın yüzde 10'un altında olduğu ifade edildi.

DEPRESYON KADINLARDA DAHA YAYGIN

Rapora göre depresyon kadınlar arasında daha yaygın. Dünyada kadınların yüzde 5.1'inin, erkeklerin ise yüzde 3.6'sının depresyonda olduğu vurgulandı.

Dünyada depresyonun farklı yaş aralıklarında da farklı oranlarda gözlendiği ifade edilen raporda, 55-74 yaş aralığındaki erkeklerde depresyon oranının yüzde 5.5 iken, kadınlarda 7.5 olduğu bildirildi.

Dünyada depresyonda olan kişilerin yarısının, nüfus yoğunluğuyla bağlantılı olarak Çin ve Hindistan'ın yer aldığı Güneydoğu Asya ve Batı Pasifik bölgesinde yaşadığı belirtildi.

HER YIL YAKLAŞIK 800 BİN KİŞİ İNTİHAR EDİYOR

Raporda:

➥ "Depresyon, intihara sürükleyen en büyük risk. Dünyada her yıl yaklaşık 800 bin kişi intihar ediyor. 15-29 yaş aralığında yaşanan ölümlerin nedeni olarak intihar, ikinci sırada bulunuyor. Depresyon ve diğer ruh sağlığı sorunları dünya genelinde artış eğiliminde" ifadesi kullanıldı.

DSÖ'ye göre, Türkiye'de her 100 bin kişiden 12.6'sı intihar ediyor. Bu, ülke nüfusu göz önüne alındığında Türkiye'de her yıl yaklaşık 10 bin kişinin intihar ettiğini gösteriyor. Depresyonun, işsizlik, yoksulluk, bir yakının kaybedilmesi ve bir ilişkinin sonlandırılması, hastalık, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı gibi nedenlerle artış gösterdiği vurgulandı.

Raporda: "Ruhsal bozukluk gösteren kişi sayısı, özellikle nüfusu artış gösteren düşük gelirli ülkeler başta olmak üzere dünya genelinde yükseliş gösteriyor." ifadesi yer aldı.